Monday, April 22, 2013

Bir Mühendis Adayının Mezun Olmadan Yapması Gereken 10 Şey

1- Yabancı Dil Sorunsalı

Benim önceliğim yabancı dil. Malumunuz İngilizce tüm dünyayı küreselleşmeyle birlikte fethetti. İngilizceni olabildiğince geliştirmeye bakın gibi klasik cümlelerden kurtulun öncelikle. Şimdi, eğer yapabiliyorsanız 1-2 aylığına da olsa bir dil okuluna gidin. İmkanınız yoksa Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yazın turistler için aradığı Turist Danışmanlığına başvurun. İngilizce pratiğiniz bir hayli gelişecektir. Mühendislik okuyorsanız ve uluslararası birkaç dergi takip etmiyorsanız bunu kimseye söylemeyin, aramızda kalsın. Oradan makaleleri Türkçe'ye çevirmeye çalışın. Dahası bence artık Türkçe gazete okumayı bırakın. Ortalama seviye bir İngilizce ile yabancı gazetelerin kıyısndan köşesinden tutarsanız. 3 ay sonra hem İngilizceniz hem dünya görüşünüz ciddi mesafe kateder. Gelelim ikinci dil problemine. Bence İngilizceniz biriyle tartışma yapabilir seviyeye gelmeden ikinci bir dil öğrenmek gereksiz. Üstelik daha herhangi bir konuda uzmanlaşmadan. Bu konuda gerçektende o kadar çok insan görüyorum ki; daha İngilizcesi oturmadan başka bir şey öğrenmeye çalışıyor. İkiside yarım yamalak. Boşuna vakit kaybı.

2- Hangi Programlama Dili

 Son yarım çeyrek yüzyılda, İngilizce ile birlikte bilgisayar da dünyayı fetheden şeylerdendi. Burada mutlak önceliğimiz Excel ve Access olsun. Benim gözlemlediğim öğrenci office programlarını her nedense çok basit bir şeymiş gibi görüyor. Ama gel gelelim bir makro çalıştır veya veri çek dediğimizde sancılanmalar başlıyor. İnternet bu konuda sonsuz bir deniz. Exceli yutun, Access ile de cilasını çekin. Şimdi sırada ise daha teknik şeyler var. Bir kere C dili cebimizde dursun. Üstüne Java, C++, C# ekleyebilirsiniz. Benim önerim Javadır. Hem kolaydır hem de daha geniş bir uygulama sahası vardır. Matlab, AutoCad gibi paket programlar eğer okuduğunuz bölümle doğrudan ilgiliyse biraz fedakarlık edip profosyenel destek almak sizi yukarılara taşıyabilir.

3- Sosyal Beceriler

Mühendislerin toplumda genel anlamda bir kabul görmüş bir algısı vardır. Sosyal yönden eksiklerdir. Evet bu bence doğrudur, çünkü mühendisliğin sosyal bir dal içerebileceği son 20 yılda anlaşıldı, dahası satış ve pazarlamanın gücü bu denli bilinmiyordu. Biz bugüne bakalım ve kendimiz ve sosyal yönümüz ne olabilir ona bakalım. Bir kere üniversite hayatınız boyunca kesinlikle bir şey satmaya çalışın ne olursa gerekirse kapı kapı satın, reddedilmeyi iyice bir öğrenin. İnsan ilişkileriniz ve kendinize güveniniz zirve yapar. Hatta bir stajınızı satış ve pazarlama bölümünde yapın. Sunum yönünüzü geliştirmeye çalışın. Her şeyinizle çok iyi olabilirsiniz, ama bunu ne kadar satarsanız karşı taraf o kadar alır. Kısacası "yırtık" olmaya bakın.

4- Staj Dünyası

Kesinlikle duymuşsunuzdur naylon staj yapmayın diye. Peki neden naylon staj yapmayın? Evet stajlarınızda birşeyler öğrenirseniz ama bu kısıtlı vakit ve bir stajyere verilen görev düşünüldüğünde asıl noktayı çoğu zaman ıskalıyoruz. Yaptığımız stajlar bize nerde mutlu olup olmayacağımızı gösterir. Örneğin dev, kurumsal bir firmada staj yaptınız sabah 8.30 akşam 17.30. Her gün aynı moment, aynı işleyiş, dev bir karar mekanizması. Sizin o girmeye can attığınız şirket,  bir anda gözünüzde sıradanlaşabilir ve size göre olmadığını farkedersiniz. Birazda stajlarınızı bu yönde değerlendirin.

5- Bir şeyler Ortaya Koyabilme

Sonuç olarak mühendisiz bir şeyler öğrenme azminde ve gayretindeyiz. Peki öğrendiğim şeyleri ne yapabilirim.  Çok basit "Yazın" .  21. yüzyılda kağıda yazmanın bir anlamı olmayacağına göre en basiti bir blog açın. Tavsiyem Wordpress'tir. Blog sizi mühendislik yönünden hayata bağlar, kendinizi geliştirir, öğrenme isteğinizi kamçılar. Blogla birlikte göreceksiniz, uluslararası bloggerları, bilim laboratuarlarını, mühendislik sitelerini de takip etmeye başlayacaksınız. Yok ben blog ile uğraşamam diyorsanız sitemizin açmış olduğu genç editörlük  başvurusu fırsatını kaçırmayın derim ben. 

6- Üniversite Kulupleri

Üniversite kulupleri öğrencilere artı değer oluşturan oluşumlardan biri. Ancak bu denli kaliteli ve iyi öğrenci kulubü ne yazık ki ülkemizde yok bu bir gerçek. Her rektör seçildiğinde kuluplere bir değinir o kadar. Neyse biz ne yapabiliriz ona bakalım. Öncelikle hazırlık, 1. sınıf ve 2. sınıf öğrencisi iseniz iyi bir kulup bulun ve yapışın. Dediğim gibi iyi bir kulup sizi bir oranda yetiştirir. Sizlere tavsiyem 3. ve 4. sınıfa geldiğinizde kulup faaliyetlerini bırakmanız. Çünkü artık yavaş yavaş profesyonel hayata girmeye başlamalısınız. Popüler bir iş ilanı sitesinde günde rahat 10 tane (İstanbul için tabi) uzun dönemli stajyer ilanı çıkıyor 3. ve 4. sınıflar için.  Eğer iş ile okulu birlikte götürürüm diyorsanız hiç durmayın.

7- Bir İş Fikri

Bir iş fikriniz olsun. O fikri hayata geçirmeye çalışın. Çok büyük bir kısmımız bu iş fikrimizi hayata geçiremiyeceğiz. Ancak bu yolun kazanımları gerçekten çok fazla. Bir şirket nasıl açılır, bir fikir kime nasıl sunulur, yatırımcı nasıl ikna edilir, nasıl başarısız olunur, tanıştığınız yeni insanlar ve dahası. Aslında yukarıdaki saydığımız bütün maddeler içinde güzel bir uygulama sahası bu madde. Kesinlikle bir el atın derim ben.

8- Not Ortalaması Konusu

Gelelim not ortalamasına. Burada ben konuyu ikiye ayırıyorum. Birincisi akademik bir hayata yönelecek olanlar.  İkincisi kendi işini kuracak veya bir şirkette çalışmayı tercih edecek olanlar. Birincisiyle başlayacak olursak evet akademi hayatı için not ortalaması önemli hatta oldukça önemli. Bu yüzden notlarınıza dikkat etmek için sizin için gerçekten de gereklidir. İkinci kısım iş hayatını tercih edecek olursak not ortalaması bazen hiç bir şey olabilir bazen her şey olabilir.       Örneğin ortalaması 3.67 olupta Microsoft Access ilk defa duymuş bir mühendis adayı pek rağbet görmeyebilir.  Ya da çok fazla iş deneyimleri olup, 7 yılda 29 yaşında okulu bitirmek çok da kulağa mantıklı gelmiyor açıkcası.

9- Sosyal Medya Farkındalığı

Sosyal medyayı etkin biçimde kullanın. İnsan kaynakları uzmanları iş görüşmesinden önce kişiyi çoğunlukla "googlıyorlar". Etkin ve insanlara güven veren bir Facebook, Twitter, Pinterest özellikle iş dünyası için Linkedin hesabınız olsun. Linkedin genelde öğrenciler arasında atlanıyor ama gerçektende Linkedin'ı doğru kullanabilmek  önemli. Kişisel markanızı Sosyal Medya'da gösterin.

10- Tespit ve Gözlem Yapabilme

Şimdi yukardaki maddelerin hepsini unutun. Kendi eylem planınızı kendiniz çıkarın. Çünkü her eylem planı kişiye özgüdür. İşe kendinizin eksik ve geliştirilemeye muhtaç yönlerinizi belirlemek ile başlayın. İnanın eksikleri gidermek, onları tespit etmek ve kabullenmekten daha kolay. Hem etfafınızı hem de kendinizi gözlemleyerek sonuca çok daha kolay ulaşabilirsiniz.

http://www.elektrikport.com/universite/bir-muhendis-adayinin-mezun-olmadan-yapmasi-gereken-10-sey/6863?goback=%2Enmp_*1_*1_*1_*1_*1_*1_*1_*1_*1_*1%2Eanb_2508644_*2_*1_*1_*1_*1_*1#ad-image-0

Sunday, March 24, 2013

Şeytanın namazı engelleme metodları

1) Kul namaz kilmak isteyince, ona vesvese veririm. Henüz vakit var, mesgulsün, isini bitir, sonra kilarsin, derim
2) Namazini geciktiremezsem, insan seytanlarindan birini yollarim ve namazini geciktiririm
3) Onu da yapamazsam, o kula namazda musallat olurum. – Saga bak, sola bak, – derim, bakinca da yüzünü oksar, alnindan öperim. Sonra da „namazin bozuldu” diye vesvese verir namazdan cikaririm
4) Saga sola baktiramazsam, yalniz basina namaz kildiginda yanina giderim. Cabuk kilmasini emrederim. Horozun yem yedigi gibi cabukca kildiririm
5) Bunu da yaptiramazsam, cemaâtle namaz kilarken, basina bir gem takarimm vebasini imamdan önce secde ve rükûya götürürüm ve namazini bozarim. Allah ise böylelerini kiyâmette esek basli olarak hasreder, diyor
6) Bunu da yaptiramazsam, namazda parmaklarini cikirdatmasini emrederim. Böylece beni tesbih eder
7) Miskinlere, zavallilara giderim, namazi birakmalarini emrederim. -Namaz size göre degil, siz rizkiniza bakin, isinizde calisin derim
8) Hastalara giderim, hastaya zorluk yoktur, iyi olunca kilarsin derim. Hattâ, hastayi isyân ettirir, küfre bile sokarim

Friday, February 22, 2013

Hediyeleşmek


Sual: Verilen hediyeyi alıp almamanın dindeki yeri nedir?
CEVAP
Hediyeleşmenin önemi büyüktür. Peygamber efendimiz, insanların birbirleriyle ilgilerini kesmemesi ve irtibatlarının kopmaması için hediyeleşmeyi emreder, hediyenin, alanı sağır ve kör ettiğini bildirirdi. Yani hediye sayesinde hediye verenin kötü sözlerini duyamaz, kötü işlerini göremez olur.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Müsafeha edin, müsafeha kini, kırgınlığı giderir. Hediyeleşin, çünkü hediye, sevgiyi artırır, düşmanlığı giderir.) [İbni Asakir]

(Hediyeleşin, çünkü hediye, aradaki muhabbeti artırır.)
 [Beyheki]

(Hediyeleşin, çünkü hediye, dostluğu artırır, kini, düşmanlığı giderir.) [Taberani, Ebu Nuaym]

(Talep etmeden verilen hediyeyi kabul edin!) 
[Hakim]

(İstemeden verileni alın! O, Allahü teâlânın gönderdiği rızktır.)[Beyheki]

(Hediyeyi reddeden, Allahü teâlânın verdiğini reddetmiş olur.)
[Ramuz]

(Davete icabet edin, hediyeyi reddetmeyin!) [Buhari]

(Hediye, Allahü teâlânın gönderdiği güzel bir rızktır. Hediyeyi kabul edin ve karşılığında daha güzelini verin!) 
[H.Tirmizi]

(Hediye verene, siz de hediye verin! Eğer verecek bir şey bulamaz iseniz, onun için dua edin ki hediye karşılıksız kalmasın!) 
[Nesai]

Şimdi bazı gayrı meşru işler yaptırmak için hediye adı altında rüşvet veriliyor. Hediye verenin böyle bir art niyeti olmadığı biliniyorsa, verilen hediyeyi geri çevirmek uygun değildir.

Hazret-i Âişe validemiz, muhtaç bir kadının hediyesini kabul etmeyince Peygamber efendimiz, (O kadın muhtaç olsa da, hediyesini kabul edip ona daha fazla bir şey vermeliydin) buyurdu. Sahabeden bir zat da, verilen hediyeyi kabul etmeyip, (Ya Resulallah, birinden bir şey alanda hayır yok buyurduğunuz için almadım) deyince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(O isteyerek alınan şeylere mahsustur. İstenmeden verileni alınız!) [İ. Malik]

Verilen hediyede bir art niyet yoksa, mutlaka almalı ve karşılığında az çok bir şey vermelidir!
Bir şey veremeyen kimse ise, hediye verene dua etmelidir! (Bunu bana falanca verdi, Allah ondan razı olsun) demelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İnsanlara teşekkür etmeyen, Allahü teâlâya şükretmemiş olur.)[Tirmizi]

Hediye, muhakkak bir mal vermekle olmaz. Selam vermek ve faydalı bir şey söylemek de hediye olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Mümini sevindireni Allahü teâlâ sevindirir.) [İbni Mübarek]

(Bir arkadaşın hidayetini artırıcı veya onu tehlikeden kurtarıcı bir söz söylemekten daha iyi hediye olmaz.) 
[Ebu Ya’la]

(Hediyenin en iyisi, hikmetli bir sözü öğrenip birine öğretmektir ki, bu da bir yıl ihlaslı ibadet etmekten daha sevaptır.) 
[İbni Asakir]

(Seferden dönerken, çoluk çocuğunuza yararlı bir taş da olsa, hediye getiriniz.) 
[İ. Asakir]

(Kim sadaka verirken, sevabını müslüman ana-babasının ruhuna hediye ederse, verdiği sadakanın sevabı, onların ruhuna gideceği gibi, sevabından hiçbir şey eksilmeden kendine de yazılır.) 
[Taberani]

Bir hadis-i şerifte de, (Arkadaşını seven, sevdiğini ona bildirsin)buyuruldu. (Hakim)
Sevgiyi, hediye ile bildirmek, dili ile bildirmekten daha kolay ve daha önemlidir. Bir arkadaşa, (Seni seviyorum) demek zor olabilir veya yanlış anlaşılabilir. Birisine hediye vermek seni seviyorum demenin bir başka şeklidir.

Thursday, February 7, 2013

Pas nasıl Çözülür



   Evde kullandığımız aletlerimizde, elektronik cihazlarımızda zamanla aşınmalar, paslanmalar olabilmekte. Aşınarak deformasyona uğramış malzemelere belki çok fazla müdahale etme, tekrar işlevsellik kazandırma imkanımız olmayabiliyor fakat oksitlenme sonucu paslanmış ve bu yüzden çalışmaz hale gelen materyaller için ev usulü bir çözüm yolu var.
    Pas oksijenle etkileşime girerek oksitlenme sonucu metal üzerindeki aşınmadır. Bu aşınma sonucu biriken metal kalıntısı zamanla maddede iletim ve işlev kayıplarına neden olmaktadır. Sizde paslanmış bir eşyanızı veya aletinizi eski haline yakın* bir hale getirmek istiyorsanız işlem gayet basit. Piyasadan endüstriyel ürünlere çok rahat ulaşabilirsiniz pas çözücü sprey, solüsyon vs. Fakat eğer dışarı çıkıp satın alıp git gel yaparak zaman kaybedip aynı zamanda hazıra konmuş olmak istemiyor, biraz da yaratıcı düşüncelerden faydalanmak istiyorsanız kendi solüsyonunuzu hazırlayın. Yapılan işlem gayet basit.
   Önce bir miktar(çözmek istediginiz madde miktarına göre) limon tuzunu bir kaba koyun. Ayrı bir kapta kaynattıgınız suyu üzerine yavaşça dökün bir yandan da erimesini kolaylaştırmak için hafifçe karıştırın. Oluşturduğunuz limon tuzu çözeltisi sizin ev yapımı pas sökücü solüsyonunuz olacaktır.

Friday, December 28, 2012

Necip Fazıl Kısakürek ve Hazır Cevapları



Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış.
Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil.
Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki:
-'Şunun haline bak,oruç tutmaktan ne hale gelmiş' demiş.
Tabi Necip üstad altta kalırmı hemen cevabı yapıştırmış:
-'Aaa Nazım sen bilmiyormusun hayvanlar oruç tutmaz...'


Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:"Üstad", diye sormuş
"Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."
N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.


Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi?Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu fransızca değil türkçe sorardın.


Yine bir gün Üstad'a sormuşlar:
-Üstad özel arabanız yok mu?
Üstad d
üşünmeden cevap verir: 
-Ona en son bineceğiz.


Üstad'ın çalışma odasına giren bir yazar üstadın çalışma odasına göz attıktan sonra:
-Hayrola üstad çalışma odanda hiç kitap yok, siz hiç kitap okumaz mısınız? diye soru sorduğunda, Üstad şu cevabı verir:
-Sen hiç süt içen inek gördün mü?


Bir gün Necip Fazıl bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve ALLAH kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra onunla karşıt görüşlü olan bir Profesör Necip Fazıl'a 'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar'


Nur Harmanı'nın pırıltılı kalemi Necip Fazıl'ın da içinde bulunduğu uçak Yeşilköy Havaalanından kalktıktan kısa bir zaman sonra arızalanır ve geri döner. Havaalanındakiler merakla "Ne oldu nasıl oldu?" diye sorarlar. mübareğin cevabı hem teslimiyetçi hem de hikmetli:
"Ahirete kabul etmediler geri döndük."


Üstadın müdafaaları basit birer savunma değildir. Hakimleri diliyle ve zekasıyla etkilemek üstad için zor değildi. Sanatsal savunmaların etkisinde kalan hakim değiştirilirmiş. Bir seferinde yine hakim değişmiş ve yeni hakim üstadın savunmasını duyunca "artistlik yapma adam gibi konuş" demiş. Tabi üstadın altta kalması beklenemez.
"Hakim bey biz tutukluyken öyle muamele ediyorlarki bizde adamlık bırakmıyorlar o sebeple karşınıza çıktığımız vakit rol yapmak zorunda kalıyoruz"


Bir gün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek'e sahilde rastlayan bir hayranı;
''Üstad, senin bütün mücadelelerin güzel, hizmetlerin eşsiz ama şu . tarafın olmasa diye tenkit eder Bunun üzerine Necip Fazıl tebessüm ederek:
''şu boğaz'dan geçen lüks ve güzel gemiyi görüyor musun? Bak ne kadar lüks ve konforlu değil mi? İşte böylesine lüks geminin tuvaleti de vardır.'' der.



Üstad her zamanki gibi odasında günlük makalelerinden birini yazıyormuş
Yanına bir talebesi gelmiş ve bir rüyasını anlatmaya başlamış;
Üstadım rüyamda bütün otlar Allah'a(c.c) secde ediyordu ama tütün etmiyordu.
Üstad talebesine bakmış ve demişki ;
O zaman getirin o kafiri yakalım